Altın Koza'da Son Dönemec: Canavar, Patates Kızartması, Ölü Köpekler Isırmaz ve Onur Ödülleri Gecesi
33. Adana Altın Koza Film Festivali'nin üçüncü, dördüncü ve beşinci günlerinde yarışma filmleri izlendi; Vahide Perçin ve Ferzan Özpetek Onur Ödülü'ne layık görüldü. Ödüller bu akşam sahiplerini buluyor.
Adana'nın kavurucu sıcağında salonlar arasında dolaşarak geçirdiğimiz Altın Koza maratonu sonuna yaklaştı. Festivalin üçüncü, dördüncü ve beşinci günlerinde yarışma seçkisi bizi alışılmışın dışında hikayelere taşıdı; geçmişin karanlık sayfalarıyla, aile içi hesaplaşmalarla ve suçun ürkütücü yüzüyle karşı karşıya bıraktı. Bu akşam büyük ödüller sahiplerini bulacak; salonlarda heyecan zirvede. Jürinin kararları açıklanmadan hemen önce, yarışmanın son bölümünde izlediğimiz üç filmdeki izlenimlerimizi aktaralım.
Canavar: Sahnesini Aynen Taşıyan Radikal Uyarlama
Tunç Şahin'in yönettiği Canavar, iki yıl boyunca sahnede oynanan bir tiyatro metninin sinemaya uyarlanmasından çok daha cesur bir girişim. Yönetmen, tiyatro sahnesindeki dekoru birebir filme aktararak seçkideki diğer yapımlardan biçim açısından net biçimde sıyrılıyor. Bu tercih, tiyatronun klostrofobik havasını ve seyirciyi karakterlerle aynı mekâna kilitleyen yapısını sinemaya süzgeç uygulamadan geçiriyor. İki yıl boyunca aynı rolleri sahnede canlandıran oyuncu kadrosunun olgun ve organik performansıyla, festivalin kadın oyuncu kategorisinde en güçlü adaylardan biri öne çıkıyor.
Patates Kızartması: İyi Fikir, Zayıf Uygulama
Sektörün perde arkasına ayna tutmayı hedefleyen Patates Kızartması, ne yazık ki seçkinin en zayıf yapımlarından biri olarak kaldı. Bir dizi setinde geçen kısa bir zaman dilimine odaklanan film; biri ünün doruğunda, diğeri yan rollerde kalmış iki eski dostun yeniden karşılaşmasıyla sektördeki hiyerarşiyi ve insanların güç karşısındaki çifte yüzünü irdelemeye çalışıyor. Fikir kâğıt üzerinde etkileyici görünse de teknik açıdan beklentinin altında kalıyor. Özellikle görüntü yönetimindeki özensizlik ve genel görsel dildeki sinematografik derinlik eksikliği, metnin gücünü ciddi biçimde azaltıyor.
Ölü Köpekler Isırmaz: Salonu Taşıran Gerilim
Festivalin en akılda kalan gösterimlerinden biri kuşkusuz Ölü Köpekler Isırmaz'da yaşandı. Nuri Cihan Özdoğan'ın yazdığı ve yönettiği film, kamerayı yasadışı atık ticaretinin loş dünyasına ve bu acımasız düzende ayakta kalmaya çalışan iki arkadaşın dolambaçlı yolculuğuna çeviriyor. Salonun ağzına kadar dolduğu, seyircilerin merdiven boşluklarına yerleşip perdeden gözünü ayıramadığı bu yapım; şehrin kendine özgü atmosferini, atık ticaretinin getirdiği çürümüşlükle ve suçla harmanlayarak hikayenin doğal bir parçası haline dönüştürüyor.
Onur Ödülleri Gecesi: Perçin ve Özpetek Sahnesi
Filmlerin etkisi tazeliğini korurken yönümüzü festivalin görkemli Onur Ödülleri gecesine çevirdik. Gece benim için ayrı bir gurur kaynağıyla başladı; sinemanın bu köklü organizasyonuna uzun zamandır katkı sunan Beyazperde adına, medya sponsorlarına verilen plaketi sahnede teslim aldım. Adana'nın sıcak kucaklaşması içinde bu kadim ailenin parçası olarak o anı yaşamak, festival günlüğümün en değerli satırlarına yazıldı.
Açılış konuşmasını yapan Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Güngör Geçer, şehrin sinemayla yarım asrı aşan bağına değinerek Altın Koza'nın sokaklara işleyen ruhunu özetledi. Sonra sahne, hayatlarını sinemaya adayan iki dev isme mir kaldı: Vahide Perçin ve Ferzan Özpetek.
Adana Devlet Tiyatrosu yıllarından, 2006'da İlk Aşk filmiyle Altın Koza'dan kazandığı En İyi Kadın Oyuncu ödülüne uzanan kariyeri anılarak sahneye çıkan Vahide Perçin, salondan coşkulu bir alkış aldı. Ödülünü Güngör Geçer ve Menderes Samancılar'ın elinden alan Perçin, alıştığımız asil ve içten tavırla Onur Ödülü'nün sorumluluğundan biraz çekindiğini itiraf etti. Salonda yoğun bir duygu dalgası yaratan şu sözleri gecenin en hatırlanan anlarından oldu: "Dönüp arkama baktım; 'Bunların hepsini yaptım mı ben, hak ediyor muyum bunu?' diye. Sonra dedim ki; bu ülkede öyle onursuzluklar var ki, ben de herhalde bir vatandaş olarak bunu hak etmişimdir." Perçin, ödülü onurlu yaşayan insanlara, işçi babasına, Yeşilçam emekçilerine ve ustası Rıza Tüzün'e adadı.
İkinci Onur Ödülü, Hamam'dan Cahil Periler'e uzanan filmografisiyle evrensel köprüler kuran Ferzan Özpetek'in oldu. Ödülü sunan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Özpetek sinemasının insana dokunan evrensel diline teşekkür etti. Özpetek, ilk filmi Hamam'ın başrolü Halil Ergün'ü salonda görmesinin sevincini dile getirdi ve geceyi şu zarif ama güçlü cümleyle kapattı: "Bu ödülü dünyanın en önemli varlıkları olan kadınlara adıyorum."
Bu akşam Çukurova sıcağında Altın Koza ödülleri sahiplerini bulacak; sahnede olgunlaşan kusursuz oyunculuklar, teknik eksikliklere yenilen senaryolar ve salonu dolduran yerel coşku, jüri masasında tartılacak. Geriye, izlemesi ve üzerine konuşması son derece keyifli bir festivalin tadı kalacak.