abukzubuk

Adana Altın Koza'da İlk İki Gün: Kara Mizah, Tekinsiz Annelik ve Farhadi'yle Hakikat Sohbeti

34
Adana Altın Koza'da İlk İki Gün: Kara Mizah, Tekinsiz Annelik ve Farhadi'yle Hakikat Sohbeti

33. Adana Altın Koza Film Festivali'nin ilk iki gününde yarışma filmleri aile, yas ve sıkışmışlık temalarını farklı türlerle masaya yatırdı. Festivalin onur konuğu Asghar Farhadi ise yeni filmi ve masterclass'ıyla geceye damga vurdu.

Adana'da festival coşkusu sürüyor. 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nin başlayan yarışma programı, Türk sinemasının bugünüyle ilgili çarpıcı bir kesit sundu: aile içinde sessizleşen çöküşler, taşrada tekinsizleşen annelik, beton yığınları arasında nefes alamayan gençler. Festivalin ise en parlak anı, iki Oscar'lı İranlı yönetmen Asghar Farhadi'nin kente gelişiydi.

Kara Mizah ve Hayaletler: Karanlıkta Islık Çalanlar

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nı açan yapım, Pınar Yorgancıoğlu imzalı Karanlıkta Islık Çalanlar oldu. Film, Ankara'da yaşayan üç kişilik bir ailenin sessizce çözülüşünü izliyor. Babayı canlandıran Müfit Kayacan, hemşire annesini oynayan Hülya Gülşen Irmak ve evde umudunu yitirmiş kızı Toprak'la ekranlara gelen İnci Sefa Cingöz; ülkenin genel umutsuzluğunun minyatür bir ayna parçası gibi.

Yorgancıoğlu, bu maddi ve ruhsal darboğazı melodramatik bir dile kaçmadan, iğneleyici ve zaman zaman absürtlüğe savrulan bir kara mizahla anlatmayı tercih ediyor. Şehrin çürümeye bırakılmış dinozor parkı, filmin görsel metaforlarından biri. Hikâye ayrıca hayaletimsi tanıklıklar ve röportaj biçimli sahnelerle deneysel bir katman kazanıyor; bu araya giren bölümler ritmi yer yer yavaşlatsa da, özellikle Cingöz'ün çıkışsızlığı bedenine işlemiş performansı ve iki deneyimli oyuncunun doğallığı yapımı ayakta tutuyor.

Body Horror Damarında Annelik: Mutter

Günün ikinci yarışma filmi, atmosferi kökten değiştirdi. Alphan Eşeli'nin yönettiği Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri, son yıllarda dünya sinemasında yükselen, doğum sonrası travmayı korku-gerilim diliyle işleyen akımın Türkiye'deki en iddialı örneklerinden biri.

Karadeniz'in gözden uzak bir kulübesinde eşiyle yaşayan Gül, doğum sırasında beklenmedik bir "varlık" dünyaya getiriyor. Eşeli, korkuyla açılan bu hikâyeyi anne ile bebek arasındaki sarsıcı bağa, aşırı korumacılığa ve toplumsal baskıya doğru tekinsiz bir atmosferde ilerletiyor. Hazar Ergüçlü'nün hem bedensel hem duygusal düzlemde sınır zorlayan oyunculuğu, filmin klostrofobik havasını iyice keskinleştiriyor.

Yasın İki Yüzü: Günyüzü ve Bir Arada Yalnız

Yarışmanın ikinci günü, "kayıp" ve "yas" temalarını iki farklı coğrafyadan ele alan iki yapım getirdi: biri taşranın hafızasına, diğeri metropolün beton manzarasına bakıyor.

Banu Sıvacı'nın yönettiği Günyüzü, dünya prömiyerini Berlinale'nin Forum bölümünde yapmıştı. Müzisyen Suna, yıllar sonra çocukluğunun köyüne, yeğeninin düğününe döner. Asıl amacı ise arayı açık eden bir sır: kız kardeşinin ölümü ve o ölümdeki baş şüpheli olarak gördüğü Bekir. Bu ekşi yolculukta Suna, Bekir'in müzisyen kızı Fidan'la beklenmedik bir bağ kuruyor. Sıvacı, intikam öyküsü ya da bağırış çağırışlı bir aile hesaplaşması kurmuyor; üstü örtülmüş geçmişi, kolektif suskunluğu ve aidiyet sancısını sakin ama kararlı bir sinema diliyle deşiyor.

Ali Vatansever'in Bir Arada Yalnız'ı ise Tallinn Film Festivali'nden En İyi Yönetmen ödülüyle geldi ve ilk iki günün en dokunaklı işlerinden biri oldu. Kanserin son evresindeki genç İzzet, hastane odasından ve dört duvarından kaçmak için sanal gerçeklik gözlüğüne sığınıyor. Servis şoförü babası Abdi dini ritüellerde, annesi Reyhan sosyal medyanın şifalı ot önerilerinde umut arıyor. Babanın oğlunu alıp arabasıyla manzaralı bir odaya dönüşen yolculuğu ve İzzet'in "İnsanın son gördüğü manzara bu olmamalı" sözü, filmin sessiz gücünü özetliyor. Bağırmadan duyguyu tüketmeden devleşen performanslarla, yan yana yaşarken ne kadar yalnızlaştığımızı yüzümüze vuran duru bir yapım.

Usta Adana'da: Farhadi, Kesişen Hayatlar ve Masterclass

Festivalin ilk iki gününü taçlandıran isim hiç kuşkusuz Asghar Farhadi'ydi. İranlı yönetmen, Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nü Adana'da aldı. Türkiye prömiyerini burada yapan yeni filmi Kesişen Hayatlar (Histoires parallèles) gösterildi; ardından Esin Küçüktepepınar'ın moderatörlüğünde bir masterclass gerçekleşti.

Dünya prömiyerini Mayıs ayında Cannes'da yapan Kesişen Hayatlar, kamerayı yeniden Paris'e çeviriyor. Isabelle Huppert, Virginie Efira, Vincent Cassel, Pierre Niney, Adam Bessa ve Catherine Deneuve'den oluşan güçlü Fransız kadrosuyla dikkat çeken yapım, Kasım 2015 Paris saldırılarının travmasının gölgesinde şekilleniyor. Yazar Sylvie'nin günlük düzenine yardım etmesi için genç Adam'ı işe alması, kurmacayla gerçeğin sınırının tehlikeli biçimde bulanıklaştığı klasik bir Farhadi labirentine evriliyor. Kieślowski'nin Dekalog evrenine selam gönderen film, Avrupa sinemasının konfor alanına fazla yakın dursa da, ustanın insan doğasındaki ahlaki çatlakları yakalama ustalığını yine gösteriyor.

Salonda tıklım tıklım dolu masterclass ise geceyi unutulmaz kıldı. Medyanın algı yönetimi ve sinemada hakikat üzerine gelen soruları yanıtlayan Farhadi, "Tek bir gerçeklik yoktur; gördüğümüz gerçeklik bilmediğimiz eksik bilgilerle doludur" diyerek tüm filmografisinin özetini tek cümlede verdi. Çocukluğunu kendi çocuklarına anlatırken boşlukları hayal gücüyle güzelleştirdiğini itiraf eden usta, sinemanın şifresini de "Hayal gücümüz ve kalbimiz" sözüyle mühürledi.

Altın Koza'daki ilk 48 saat, ulusal yarışmanın türsel çeşitliliğiyle ve Farhadi'nin aydınlatıcı sohbetiyle çıtayı yükseğe taşıdı. Salonlarda yerimizi koruyoruz; kalan yarışma filmleri bu tabloyu nasıl tamamlayacak, bakalım.

hızlı index