Adana Altın Koza Akademi 5 yaşında: Genç sinemacılar sektörle ücretsiz buluşuyor
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali öncesinde Akademi Koordinatörü Akın Kılıç, genç sinemacılara açılan kapıları, yapay zekâyı ve sinemanın dönüşen geleceğini anlattı.
Türkiye'nin köklü sinema etkinliklerinden Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, 33. kez seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor. Festivalin gençlere yönelik kanadı Çukurova Altın Koza Akademi ise bu yıl beşinci yaşını kutluyor.
200 genç sinemacı, 20'den fazla üniversite
20'den fazla üniversiteden yaklaşık 200 genç sinemacıyı sektörün deneyimli isimleriyle buluşturan Akademi, tamamen ücretsiz bir program sunuyor. İçerik; Ferzan Özpetek'in vereceği masterclass'tan yapay zekâ panellerine, kültür mirası restorasyonundan RED V-RAPTOR X atölyesine kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor.
Festival öncesi Akademi Koordinatörü ve İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Görevlisi Akın Kılıç ile konuştuk.
Akademik eğitim ile sektör arasındaki mesafe
Kılıç, Akademi'nin kuruluş fikrinin akademik sinema eğitimi ile sektörün birbirinden kopuk olmasına karşı geliştiğini söylüyor. Ona göre genç sinemacılar çoğu zaman ilk filmi çekmeye odaklanıyor; oysa asıl yolculuk ilk filmden sonra başlıyor. Bu nedenle Ferzan Özpetek buluşmasında yalnızca filmlerin değil, kariyerin nasıl kurulduğunun, kararların ve sinema dilinin yıllar içinde nasıl dönüştüğünün konuşulacağını vurguluyor.
Yapay zekâ ve oyunlar anlatıyı değiştiriyor
Kılıç, yapay zekâyı sinemanın dışında tutulabilecek bir konu olarak görmüyor. Dijital oyunların da bu tabloya güçlü şekilde eklendiğini belirten koordinatör, sinema ile oyun arasındaki temel farkı şöyle çerçeveliyor: Sinemada kamera kontrolü çoğunlukla yönetmende iken, oyunda bakışın önemli kısmı oyuncuya geçiyor.
Edebiyat-sinema ilişkisinin de bir uyarlamadan ibaret olmadığını, bir hikâyenin mecra değiştirirken nelerin korunduğunun ve dönüştüğünün önemli olduğunu ekliyor.
Kamera tek malzeme değil
Akademide hedefin teknik olarak iyi film çekmekten öte, öğrencinin dünyaya farklı pencerelerden bakması olduğunu söyleyen Kılıç, iyi bir sinemacının malzemesinin yalnızca kamera olmadığını; okunan kitapların, dinlenen müziklerin ve başka disiplinlerle kurulan ilişkilerin de sinemanın parçası olduğunu hatırlatıyor.
Güney Kore örneğinin, görsel-işitsel üretimin artık ulusal sınırlarla düşünülmediğini gösterdiğini belirten Kılıç, bir karakterin ya da fikri mülkiyetin küresel markaya dönüşebilmesinin gençler için önemli bir ders olduğunu söylüyor.
Ücretsiz program ve seyirci
Kılıç, Akademi'nin yalnızca sinema öğrencilerine ait bir alan olarak görülmemesini istiyor. Festival ruhu içinde seyirciyle birlikte var olan yapının, etkinliklerin ücretsiz olmasını önemli kıldığını vurguluyor. Öğrencilerden beklentisi ezberlemek değil: geçmişi merak etmek, bugünün teknolojisini anlamak ve geleceğe dair merakı kaybetmemek. Çünkü sinema, ona göre, bu üç zaman arasında kurulan bir ilişki.